Röportaj

9 Şubat 2005 | HÜRRİYET-OTO YAŞAM

Fotoğrafı büyütmek için tıklayın

Detroit 200, Bursa 2500 yaşında

 

Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Başkanı Prof. Önder Küçükerman, Türkiye’de 2 bin yıldır at arabası tasarımı yapıldığını belirterek, ‘Detroit’in 200 yıllık geçmişine karşın Bursa ve Adapazarı’nda 2 bin 500 yıla dayanan bir sanayi mirası bulunuyor. Türk otomotiv sanayi bu eski araba üretim merkezleri üzerinde gelişmiştir’ diyor.

 

Bir ülkede bir sanayinin arkasında hangi kaynağın bulunduğunun çok önemli olduğunu söyleyen Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü Başkanı Prof. Önder Küçükerman, ‘Bu arkanızdaki miras sizin asıl gücünüzdür. Böylece, kurduğunuz endüstriyi özümsersiniz ve geliştirme şansınız olur’ diyor.

Dünyada ilk tekerleğin döndüğü tarihten itibaren sahip olduğu araba tasarımı mirası sayesinde Türkiye’nin, otomobil endüstrisinin son yıllarda kurulduğu bir ülke olmadığını ifade eden Küçükerman, ‘Türkiye’deki otomobil sanayi sadece ithal edilen markalara dayalı bir sanayi değildir. Bu konuda en azından 2 bin 500 yıllık bir mirasa sahip olan Türkiye, problem çözmeye ve bunu tasarıma dönüştürmeye yetkin bir ülkedir’ diye konuşuyor.

‘Buna rağmen at arabası tasarımı mirasını kabul etmeyen tek ülkeyiz’ diyen Küçükerman, şöyle devam ediyor: ‘Ama 2 bin yıldır bu araçların tasarımını yapıyoruz. Detroit’in 200 yıllık geçmişine karşın Bursa ve Adapazarı’nda 2 bin 500 yıla dayanan bir sanayi mirası bulunuyor. Bu dönem boyunca Bursa ve Adapazarı, araba üretiminin ham maddesi olan ormanlardan dolayı üretim merkezleriydi. Bunun çok ilginç bir sonucu olarak da Türk otomotiv sanayi bu eski araba üretim merkezleri üzerinde gelişmiştir. Ayrıca, yüzyıllar boyunca Roma İmparatorluğu’nun bir parçası olan Bursa’da o dönemde hassas araba parçaları İtalya’dan getiriliyordu. Tarihin kaderine bakın ki bugün de hemen hemen aynısı oluyor.’

SONSUZ SAYIDA TASARIM

Küçükerman, Anadolu’da yüzlerce yıl taşınacak yüke bağlı olarak, belirli temel ilkeler içinde ama neredeyse sonsuz sayıda araç tasarımı yapıldığına dikkat çekerek, ‘Her dönemin kendi gerçekleri ve koşulları içinde en yaratıcı tasarımlara ulaşmanın yolları araştırıldı. İnanılmayacak büyüklükte taşıma işleri gerçekleştirildi. Sonuçta, taşıma konusunda elde edilen bu değerli deneyimler, Anadolu’daki bazı şehirlerimizin araba yapımında uzmanlaşmasını sağladı’ diye konuşuyor.

Bütün bu tarihi gelişim içinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan Bursa’da, ipekli kumaş, tarım ürünleri ve buz gibi ürünlerin uzak mesafelere ulaştırılması zorunluluğu nedeniyle taşımacılık ve at arabası yapımında önemli gelişmelerin kaydedildiğini anlatan Küçükerman, ‘O nedenledir ki, Bursa’nın geçmişteki at arabası yapım ustalarının küçük atölyeleri, ülkeye motorlu araçların girdiği ilk andan başlayarak, eski birikimleriyle, hızla otomotiv sanayiine dönüşüvermiştir’ diyor.

‘Unutmamak gerekir ki, otomotiv konusu her zaman çok yönlü ve karmaşık bir yapıya sahiptir ve genellikle birkaç kuşağın uç uca eklenen birikimleriyle başarıya ulaşılabilmektedir’ diyen Küçükerman, şöyle devam ediyor: ‘Bursa’da da öyle olmuştur. Yüzlerce yıl boyunca biriken bir üretim geleneği hızla bir otomotiv sanayiine dönüşmüştür.’

Taşımacılığın şiiri Anadolu’da yazıldı

Anadolu’nun inanılmaz bir araba tasarımı ve problem çözme geleneğine sahip olduğunu vurgulayan Prof. Önder Küçükerman, ‘İhtiyaçlar doğrultusunda araba tasarımında sonsuza yakın çözüm üretebilen, her araziye, yüke, teknolojiye ve malzemeye göre herhangi bir şeyi taşımanın Anadolu’da şiiri yazılmıştır. Ne yazık ki biz bunlara sadece araba diyoruz. Dünyanın herhangi bir yerindeki sanayi kuruluşları her şeyden önce kendi miraslarını ve ortaya çıkış noktalarını çok iyi bilmek zorundadırlar. Bu nedenle, Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi çok önemli bir işleve sahiptir. ‘At arabası’ kelimesi Türk otomotiv sanayi için çok ayıp bir kelimeydi, ama şimdi sevinerek görüyorum ki eskiye saygıyla bakılıyor’ şeklinde konuşuyor.

Biz arabadan anlarız

Bir gün bir araba ustasına ‘Araba dediğin kolay iş değil, okulunu mu okudun?’ diye sorduğunda ‘Yok beyim...’ yanıtını aldığını belirten Prof. Önder Küçükerman, şöyle devam ediyor: ‘Ardından ‘İyi de Eskişehir’de yapılan bir arabanın tekerleği kırıldığı zaman Bursa’da yapılan tekerlek uyuyor. Her parça her yerde birbirine uyuyor. Peki bu nasıl sağlanıyor?’ diye sordum. Arabacı da ‘Biz arabayı şöyle yapıyoruz; nasıl tohumu tarlaya atarsın, bakarsın, fide büyür ve meyve olur, biz de öyle yapıyoruz.’ yanıtını verdi. Bunun anlamının endüstri tasarımcısı dilinde ‘biz arabadan anlarız’ demek olduğunu gördüm.’

Bugün boyu uzayıp kısalan araç yok

Bundan 2 bin yıl önce taşınacak yüke göre boyu uzayıp kısalan arabalar olduğunu ifade eden Prof. Önder Küçükerman, şöyle konuşuyor: ‘Bu tip arabaların saman taşınacaksa boyu 2.5 metre, kereste taşınacaksa boyu 6 metre olabiliyordu. Bu işi yaparken de bir ipi çözüp, birkaç şeyi gevşetmek yeterli oluyordu. Bugün bile en modern otomobil teknolojisinde sadece çok yeni konseptler hariç boyu ihtiyaca göre uzayıp kısalan araç yoktur. Bu arabaların süspansiyon sistemleri bile çok gelişmiştir. Çünkü, Bursa’dan şeftaliyi yükleyip İzmir’e götürmek için gayet iyi bir süspansiyon sistemine sahip bir araca ihtiyaç vardır.’

Ağırlıklarının 5 katını taşıyorlar

Türk otomobil sanayiinin arkasında nasıl bir destek vardır diye Tofaş’ın desteğiyle yaptıkları bir araştırmanın sonucunda ortaya Bursa’da bulunan ‘Tofaş Anadolu Arabaları Müzesi’nin çıktığını anlatan Prof. Önder Küçükerman,

‘Yolda giden bir at arabasına baktığımızda 2 yada 4 tekerlekli bir at tarafından çekilen basit bir araçmış gibi görürsünüz. Ancak, biz bu müzeyi kurarken, ‘Bu yalın araçlar nereden çıkmıştır? Bu araçlar hangi amaçlar için kullanılıyordu. Ne taşıyorlardı? Nasıl yapılıyor, bakılıyor ve yürüyorlardı? Bunların teknik özellikleri nelerdi? Nasıl birbirlerinden ayrılıyorlardı?’ gibi birçok sorunun yanıtını bulmaya çalıştık’ diye konuşuyor.

Öncelikle, Bursa’daki en eski at arabasını aradıklarını dile getiren Küçükerman, şunları söylüyor: ‘Önce, 2 bin 600 yıllık Üçpınar Tümülüsü’nde ortaya çıkarılan Bursa’da yapılmış bir savaş arabasını bulduk. Sonra o bölgede gelişmiş bütün araba tiplerinden örnekler satın aldık. Bunlar Tofaş’ın Ar-Ge bölümünde 2 yıl boyunca restore ve test edildi. Sonunda ortaya ilginç sonuçlar çıktı. Yaklaşık 150 yıl öncesine kadar yapımında maden kullanılan araba pek fazla yok. Sadece arabaların tekerlekleri ve bazı parçalarında maden kullanılıyor. Dolayısıyla, muazzam bir ahşap işçiliği söz konusu. Düşünün ki bir at arabası yapacaksınız, arabanın kendisi 100-150 kilogramdır ve bu araba 750-800 kilogram yük taşıyor. Bugün ise bir otomobil ortalama 1.5-2 tondur ve taşıyabileceği yük kapasitesi bunun yarısıdır. Demek ki bir at arabası ahşap olmasına rağmen kendi ağırlığının 4-5 katını taşırken, bugün bir otomobil kendi ağırlığının yarısından fazla yük taşıyamıyor.’

5 DAKİKADA MONTE EDİLİYOR

‘Ayrıca, bu arabaların manevra kabiliyetleri araştırıldığında görüldü ki öyle arabalar var ki olduğu yerde dönüyor’ diyen Küçükerman, şöyle devam ediyor: ‘Bundan 1000 yıl önce bir dereyi geçmek için arabalar 10 dakikada elle ya da basit aletlerle sökülüp tekerlekleri ve gövdesi birbirlerinden ayrılır ve 5 dakikada da geri monte edilirdi. Bugün ise onlara bugün ilkel diyoruz. Onlar 2 bin yıl önce ilkel değildi. Son derece gelişmiş ulaşım araçlarıydı. Dolayısıyla, bu eski arabalara karşı bir saygı duyulması gerektiği ortaya çıktı.
 


Ana Sayfa | Tüm Dizaynlar | Haftanın Dizaynları | Dizayn Gönder | Tüm Haberler | Forum | Hakkında | Site Haritası | Reklam Verin | e-mail