14 Haziran 2004 | AUTO SHOW

 

 

 

Röportaj: Prof. Önder Küçükerman

Üretilecek bir otomobilin sadece çizimlerle yaratılamaya- cağını ve uzun bir ekip işi olduğunu söyleyen Prof. Önder Küçükerman ile Türk  tüketicilerinin  beklentilerini,  ülkemiz-

deki otomobil tasarımının geleceğini konuştuk.

 

Ülkemizde özellikle gençler arasında büyük ilgi görmesine rağmen tasarım açısından fazla bir yol alındığını söylemek zor. Ayrıca ülkemizde otomotiv sektöründe tasarım alanında uzmanlaşmış isimler bulmak da son derece güç. Alanının en yetkin isimlerinden olan Prof. Önder Küçükerman, Türkiye'de otomobil tasarımı konusunda yol alınması için uzun yıllardır çalışmalarını sürdürüyor. Halen Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölüm Başkanı olan Küçükerman ile Türkiye'de otomobil tasarımının geleceğini, yeni trendleri, tasarım ile üretimin arasındaki ilişkiyi konuştuk.

Ülkemizde tüketiciler otomobillere nasıl bir anlam yüklüyor? Otomobilin geleceği nereye doğru gidiyor?

Türk halkı bundan 20-25 yıl önce ilk kez sıfır km bir otomobil alma fırsatını yakaladı. Genellikle daha önce hep kullanılmış otomobiller almak zorunda kalıyorlardı. 1970 yılı bu nedenle çok önemli. Otomobilleri alanlar kendi çocukları gibi büyüttüler. Ailelerin ulaşım alışkanlıkları değişti, profesyoneller iş yapabildiler. Sonuçta Tofaş'ın Kuş Serisi'yle başlayan otomobil ailesinin bir ucu aile otomobili, bir ucu ticari kullanıma uygun Kartal olarak genişledi.
Otomobil firmaları aslında şartlara göre ürün çıkartırlar. 1980'lerde dünyanın her yanında üretilen otomobillerin ülkemize ithal edilmesiyle insanımız bir kez daha otomobile baktı. Fiyat açısından rekabet edebilen çok sayıda model tüketicinin ilgisini çekmeye başladı. 1990'larda otomobillerdeki rekabet global hale geldi.

Prof. Önder Küçükerman kimdir?
 

1939 yılında doğan Prof. Önder Küçükerman, 1965 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde asistan olarak çalışmaya başladı. 1971'de akademiye bağlı olarak Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulu'nda ülkemizin ilk Tasarım Bölümü'nü kurdu. 1971 yılından beri Endüstri Ürünleri Tasarım Bölümü Başkanlığı'nı kesintisiz olarak sürdüren Küçükerman'ın, Tofaş araç konseptleri, Chrysler ticari araç tasarımları, Naturland konsept otobüs tasarımı, Tuzla konsept askeri araç tasarımı, başta olmak üzere çok sayıda tasarım çalışması bulunuyor.

Bugünkü durumu şöyle görüyorum. Tek bir merkezde tasarlanıp üretilen bir araç, farklı bölgelerdeki ihtiyaçları veya talepleri karşılamakta zorlanıyor. O nedenle Fiat'ın kullandığı bir kavram, interteknoloji kavramı ortaya çıktı. Dolayısıyla kişiselleşebilen otomobillere doğru gidiyoruz. Dolayısıyla otomobil daha önceki yıllardaki gibi taşıt aracı değil, yaşamın her alanına girmeye başlayan değişik bir dört tekerlekli araca dönüştü. Bazısı ofis, bazısı iş ortağı bazıları da bir eğlence, hız veya hobi aracı olarak görüyor. Bu nedenle otomobilin geleceği sonsuz ihtiyaçlara göre şekil alabilecek bir şekilde ilerliyor.

Artık otomobiller teknik olarak birbirine çok yakın. Geriye bir tek tasarım kalıyor. Tasarımın yani otomobilin nasıl göründüğünün sizce satın almada etkisi ne kadar?

Bir tasarımcı olarak soruyu şöyle yanıtlamak isterim. Aynı sınıftaki otomobiller genel olarak aynı ağırlıktadır, aynı miktarda sac ve plastikten üretilirler. Ayrıca teknik olarak birbirlerine çok benzerler. Ancak aralarındaki fiyat farklılıkları çok büyüktür. Burada ürün ve insan arasındaki ilişkilere bakmak gerekiyor. İnsanlar bir ürünü niye seçerler? Öncelikle fiyatı uygun olsun, beklentileri karşılasın. Ama bunun dışında genel bir kural vardır. Bu kuralı çok ciddiyetle kabul ederim. Bir tüketici herhangi bir ürünü gördüğünde ilk 4-5 sn'de bir karar verir. Ve bu son derece önemli bir karardır. Bu kadar kısa bir süre içinde otomobile sadece birkaç kez ve çapraz olarak bakma fırsatını yakalar. İşte o 4-5 sn'de tasarımcıların otomobilin kimliği ile ilgili bütün bilgileri vermeleri gerekir. Tüketicinin TV seyrederken önünden bir anda geçen otomobille ilgili yapılmış olan her şeyi anlaması gerekir. Bu 4-5 sn içinde otomobil hakkında bir fikir sahibi olamıyorsanız şansınızı büyük ölçüde kaybedersiniz.

Tasarım konusunda Murat Günak iyi isimlerden biri. Adı duyulan ve başarılı bulunan tasarımcılar genellikle başka markalara transfer ediliyor. Ardından eski markalarında yaptıkları tasarım çalışmalarını yeni firmalarında da kullanmaya başlıyorlar. Sadece bir tasarımcı, bir markanın geleceğini bu kadar etkileyebilir mi?

Otomobilde şunu söyleyebilirim. Bu sektörde hiç kimse otomobili tek başına yapamaz. Bu kesin bir gerçektir. Dolayısıyla bazı otomobil firmaları bazı isimleri öne çıkartmak zorundalar. Bu ekrandaki savaşın bir parçasıdır. O otomobili tasarlayanlar son derece geniş bir takım içerisinde oynamak zorunda, akla hayale gelmeyecek problemleri aşmak zorunda olan kadrolardır. Bu nedenle bir otomobili tek kişiye tasarlatmak mümkün değildir. Ben bir kişi için o söylenenlerin en az yarısının bir tanıtım veya bir pazarlama çalışması olduğunu düşünüyorum. Uzun yıllardan beri bunu yapan dev stüdyolar var, onlar hariç. Ancak bir otomobilin durup dururken tek kişi tarafından tasarlanıp ortaya çıkması çok zor. Sadece genel hatları oluşturulabilir, bu da tasarım anlamına gelmez.

Üretim bantlarına taşınacak bir otomobilin tasarım aşamaları nasıl gerçekleşiyor? Bu iş gerçekten kağıtlara, şablonlara çizilerek yapılabilecek bir işlem mi?

Gerçek bir otomobil tasarımı çok zahmetli ve baştan aşağı risk taşıyan bir uygulamadır. Ortalama 4-5 yıl gündemde kalacak bir ürünü, güncel moda çizgilerine dayanarak tasarlarsanız başarısız olabilir veya çok kısa bir sürede eskitebilirsiniz. Bu nedenle kalem, kağıt ve birkaç çalışmayla otomobili tasarlayamazsınız. Bu olsa olsa bir eskiz veya konsept olur. Üretime girecek bir model yaratmak için tasarımcının daha önce en az birkaç otomobil tasarlaması gerekir. Güvenlik var, mühendislik var... Hepsi dikkate alınmalı. Otomobil tasarımı tamamen fonksiyondan ve içten hareket eden, insanı koruyan ve bunu uygun şekilde yürütebilen bir mantık sırasına göre işlemelidir. Dıştan resimler çizip, sonra otomobilin içini doldurmak olmayacak bir olaydır.
Büyük usta tasarımcılar da birçok otomobili kağıt üzerinde tasarlamışlardır. Ancak bu tecrübeli bir orkestra şefinin çubuğu eline almasıdır. Çubuğu her eline alan orkestrayı yönetemez.

Üniversitenin endüstri tasarım bölümlerine başvuranlar nasıl bir beklentiyle geliyorlar?

Bizim bölüme herkes iyi otomobil çizerek giriyor. Biz de onlara, o dedikleri gibi kağıt üstünde çizilerek bir otomobilin yaratılamayacağını, bir otomobilin öncelikle konsept halindeyken yollara çıkması için gereken zamanın 5-6 yıl olduğunu, çok büyük bütçelere ihtiyaç duyulduğunu ve bugüne kadar hiçbir kuruluşun "gel senin çizimin üzerinden bir otomobil yapalım" demediğini anlatıyoruz.
Bu yüzden otomobil tasarlayan bir takımın uygun bir parçası olmaları gerektiğini öneriyoruz. Sonra bir kısmı çalışmalarımıza katılıyor ve işin zorluğunu görüp vazgeçiyor.

Gelecekte Türkler tarafından tasarlanıp üretilen modeller görecek miyiz?

Şu anda üretim yapan fabrikalar içerisinde tasarımcı kadrosu çok arttı. En azından büyük fabrikalarda bizim öğrencilerimizin yönetici pozisyonunda çalıştığını biliyoruz. 10-15 yıl önce böyle bir şey yoktu. Bunun iki temel sebebi var. Yerli üretimde birçok sorunu yerinde çözmek gerekiyor. Bunu kamyon ve otobüs üreticileri daha fazla yapıyor. Ama otomobil sektörü bunu çok fazla başaramıyor. Ancak hızla gelişiyor. Şu anda bizim yaptığımız gibi koltuk ve benzeri parçaların tasarımları daha yoğun yapılıyor.
Ancak tasarımların üretime geçtikçe daha da ilerleyeceğini ve 10 yıl içinde otomobile doğru gideceğine inanıyorum. Örneğin Kartal sadece Türkiye'de tasarlanmış bir araçtır. Albea, Doblo, Renault Clio Symbol'de de Türk tasarımcılarının imzası vardır.


Ana Sayfa | Tüm Dizaynlar | Haftanın Dizaynları | Dizayn Gönder | Tüm Haberler | Forum | Hakkında | Site Haritası | Reklam Verin | e-mail