2 Ağustos 2004 | DESIGNOPHY

 

 

 

Tanıtım: Pininfarina

Bundan 72 yıl önce Batista Farina 107 Carso Trapani adresinde kendi karoseri firmasını açtığında 37 yaşındaydı. 11 yaşından itibaren çalıştığı ağabeyi  Giovanni'nin  firması

Stabilimenti Farina'dayken ailenin en küçüğü anlamına gelen "Pinin" lakabını almıştı. 1930 yılında kendi firması S. A. Carrozeria Pinin Farina'nın açılışını tüm otomobil çevrelerine duyuran bir dergide de kendisinden Pinin olarak bahsedilecekti. Sonraki 30 yılda tüm dünyaca kabul gören bir başarıya imza atacak Pinin Farina demek İtalya'nın en iyi tasarımı demek olacaktı. Artık Pinin ve Farina ayrılmaz iki kelimeydi. 1961 de aile soyadı ve firmanın ismi Pininfarina olarak değiştirildi.

 

Firma geçen 40 yılda sağlam adımlarla yoluna devam etti. Piyasadaki dalgalanmalardan kolay etkilenen bir endüstriye hizmet etmeleri ve sorunlarla sık sık yüzyüze gelen bir ülkede olmalarına rağmen dünyadaki en yakın takipçilerinden her zaman uzak ara önde oldu. 72 yıllık sürede 2000'den fazla otomobile ve 1952'den beri de hemen hemen tüm Ferrarilerin tasarımlarına imza attı. Bu başarının altında Batista Farina'nın tecrübelerini modayla kurnazca birleştirebilmesi ile ailesinin şirket geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olması yatar.

Giyim de olduğu gibi otomobillerde de moda her zaman tasarıma yön vermiştir. Bilimsel araştırmaların etkisinin az olduğu 20 sonları ve 30 başlarında, kalitesiyle Londra, stiliyle de Paris, otomobil modasını belirlemiştir. O dönemin modasına en uygun örnek Bugatti'nin Atalantesi'dir. Pinin Farina'nın ilk tasarımları da bu tarza öykünür. 1932 Hispano Suiza'sı ve Alfa Romeo 2300'ü Bugatti çizgileri taşır. Ama bu dönem Fransız tasarımının gittikçe baroğa kaymasıyla sona erer. Daha sade bir çizgi arayışına giren Farina'nın cevabı streamlining olur. Lancia Astura, 1939 Alfa Romeo 8 C 2900 Sport Spider yeni eğiliminin meyveleri olur. Bu arada geleneksel dikey radyotörü hassas bir değişiklikle yatay olarak kullanır ve bu karoseri modasında yeni bir dönüm noktası olur.

Pinin Farina sayesindedir ki otomobil şasileri kamufile edilmesi gereken mekanik parçalar olmaktan çıkmış üzerindeki deriye şekil veren unsurlar olmuşlardır. Çamurluğu eklenti görüntüsünden kurtarıp yan panellere entegre etmeyi başaran ilk karosericilerden biridir. 1947'ye gelindiğinde yumuşak hatlı çamurluksuz profil savaş sonrası modernizminin sembolü haline gelmiştir. Bu yeni görünümün klasik örneği ise Cisitalia 202 dir. Paris motor fuarında ilk sergilenişinden 4 yıl sonra mimar Arthur Drexler tarafından Modern Sanatlar Müzesindeki bir sergiye dahil edilmiş ve sanat objesi olarak görülen ilk otomobil olarak oldukça takdir görmüştür. Pinin Farina içinse bu otomobil uluslararası platformda yeni bir ün sağlamış ve İtalyan tasarımının kralı ilan edilmiştir. En az Cisitalia kadar ses getiren diğer otomobil Lancia Aurelia B20 nin piyasaya sürülmesi ise Pinin Farina ve Enzo Ferrari nin ilk kez masaya oturdukları 1951 yılına denk gelir. İki devin "evliliğimiz" olarak adlandırdığı bu buluşmayla ilgili Pinin Farina şu detayları aktarıyor:

"Yıl 1951 idi. Ferrari sağ kolu Carranoli aracılığıyla benimle görüşmek istediğini ve Modena'ya gelmemi istediğini bildirdi. Bir an bile duraksamadan büyük memnuniyet duyacağımı ancak ilk onun Turin'e gelmesini istediğimi bildirdim. Amacım fabrikamı görmesini istemem değildi aslında. İkimizde atımızdan düşürülmek istemiyorduk. Sonunda ortada biryerde Tortora'da buluşmaya kadar verdik. Böylece atımızdan düşürülmemiş dikkatlice inmiş olduk." Bu tarihi evliliğin ilk meyvesi ise 1952 yılında 212 Inter Cabriolette oldu.

1954 yılında tanıtımı yapılan Lancia Aurelia B24, Sophia Loren gibi limuzinlerini bırakıp bu lüks spor arabaları tercih eden Holywood yıldızları kadar popüler oldu.

En az otomobillerinin görünümü kadar önemli başka bir konunun ise geniş kapasiteli üretim olduğunun farkında olan Pinin Farina meslektaşlarının pek çoğundan önce firmasını önemli bir otomobil üreticisine dönüştürmeyi başarmıştır. Şirketini Grugliasco'ya taşımış ve hemen Alfa Romeo Giuletto Spider'ın üretimine geçmiştir. 1955 yılında firmaya dahil olan Sergio Pininfarina'nın gözetiminde bu popüler convertible'dan 27.000 adet üretilmiştir. Giuletta güzel yumuşak hatlara sahipken, hemen ardından üzerinde çalışılmaya başlanan Florida serisi keskin kenarları ve köşeleri otomobil tasarımına geri getirmiştir. Bu lüks sedan eğilimi hacimlerden düz yüzeylere çevirmiş bunun sonucunda Lancia Flaminia serisi sonraki 10 yılda uluslararası bir standart haline gelmiştir.

Firma tarihinin önemli bir dönüm noktasi ise Fransızların devi Peugeot ile yapılan işbirliği oldu. Bu ortaklığın ilk ürünü olan 403 modeli tam 1.000.000 adet üretildi. Bu o zamanlar için inanılmaz bir rakamdı. Önceleri sadece karoseri Fransa'ya gönderilmek üzere üretilirken sonradan tüm otomobil Grugliasco da üretilmeye başlandı. Mekanik parçaların montajı ve testlerin yapılması da bu üretim sürecine dahildi.

Daha başka pek çok ülkelerin dev firmaları da Pininfarina ile işbirliği içine girmiştir. Detroit'de Pininfarina çizgisi Nash'in Ambassador'u ve Healey'iyle kendini göstermiş, sayılı İtalyan-İngiliz işbirliklerinden olan Austin A40 I BMC piyasaya sürmüştür. Almanların Volkswagen'inden Beetle üzerine bir çalışma teklifi gelmişse de Pinin Farina düşüncelerine ters geldiği için reddetmiştir. Kendisi durumu şöyle açıklar:

"Yerine getirmesi gereken fonksiyonlar düşünüldüğünde bu araç daha farklı bir forma sahip olamazdı. Kişisel olarak tek bir çizgisini bile değiştiremezdim."
 

Firma 1960 yılında 30 yaşını kutlarken, çoktan stil sahibi ama muhafazakar tasarım anlayışıyla ün sahibi olmuştu. İki muhteşem Ferrari Testa Rossa ve 250 SWB bu muhafazakar tutuma ters olmakla beraber 50'lerin sonlarında kimi prototipler çok daha cüretkar tasarlanmıştır. Örnek olarak birkaç düzine hız rekoru kıran Fiat Abarth ve tekerleklerinin ilginç yerleşiminden ismini alan X örnek verilebilir (önde 1, ortada iki, yanda 2, arkada 1 tekerlek). Halefi olan Y ise nispeten daha gelenekseldir. Bu iki ilginç araçtan ilki Pininfarina'nın Cambaino'daki müzesinde, diğeri ise Reno'da Harrah'ın kolleksiyonlarının bir parçası olarak görülebilir.

1960'ta daha da büyümüş olan şirket, Turin dışında Tasarım ve Araştırma Merkezi'ni kurdu. Fransızların en önemli ödülü "Onur Ödülünü" alışından bir yıl sonra ise Pinin Farina dünyaya gözlerini kapadı. Şirketin başına oğlu Sergio geçerken damadı Renzo Carli de fabrika müdürü oldu. Ferrari-Pininfarina evliliği meyvelerini vermeye devam ederken orta sınıf gelir sahipleri Alfa Romeo Duetto ve Fiat 124 Spider ile Ferrari stiline sahip olma şansını yakaladılar. 1968 ise tüm dünyanın hayran olduğu sonradan Daytona denilecek olan Ferrari 365 GTB/4 piyasaya sürüldü. 70'de sunulan Modula ise sonraki 10 yılın kama stilinin (wedge fashion) habercisi oldu.

Birebir modeller için kullanılanların ilklerinden olan rüzgar tüneli 1972'de Grugliaco'da kuruldu. Bu dev yapı Pininfarina'ya sektörde önemli bir teknik avantaj sağladı. 70'lerde yaşanan petrol krizi firmanın hızını hiç etkilemezken Lancia, Ferrari, Fiat işbirlikleri devam etti. Lancia Monte Carlo, diğer bilinen adıyla Scorpion yarış dünyasında zafere tasarım dünyasındaysa ödüle boğuldu. Ferrari 308 Gtb nin ardından 1979 yılında Fiat 124'ün 15 milyonuncu kopyası üretiliyordu. 1980 lerde Pininfarina nın sürekli uzayan müşteriler listesine Honda da eklendi.

1990'larda Ferrari F 35 ve 456 M'den Peugeot 406'ya durmak bilmeyen tasarım serüveni devam ederken Çinli ortakları ile de bir minivan piyasaya sürdüler. 360 Modena ise Ferrari Pininfarina işbirliğinin 163'üncü ürünü olarak yollardaydı. En eski ortak Fiat için yapılan Fiat Coupe firma portföyüne yine bu yılarda eklenir. 1990 yılında Türkiye'nin en büyük ticari araç üreticilerinden olan BMC Pinininfarina ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. 1996 yılında bu ortaklığın ürünü olan Profesyonel serisini piyasaya sürdü.

Ford'un İtalya merkezli tasarım stüdyosu Ghia'nın elinden 2000 yılında çıkan StreetKa'nın üstü açık modeline son şeklini veren ise yine Pininfarina olmuştur.

Bir aile şirketi olan firma bugün 80'ine yaklaşmış olan oğlu Sergio ve torunlarınca aynı azimle yönetilmektedir. Artık herkesce kabul gören bir şey varsa o da Pininfarina'nın sadece İtalyan tasarımında değil dünya otomobil tasarımında bir kilometre taşı olduğudur. Hatta bu sektörün bu kadar önem kazanmasına ve bilinir olmasına en büyük katkıyı sağlayanlardan biridir. Tüm dünya devleri tasarımlarının kalitesinde hem fikirdir.

"Pininfarina'nın otomobilleri elegant, karakteri olan, ve rafine tasarımlardır. Bir diriliği ve stili vardır. Pek çokları gibi pırıltıları geçici değildir. Çıkan tüm işlerde mütevazilik, samimiyet ve tutarlılık sezilir. Net ve yuvarlatılmış hatlar o kadar çekicidir ki elinizi yüzeyler üzerinde gezdirmek istersiniz." Chuck Jordan / G.M. Eski Başkan Yardımcısı

Chuc Jordan, Pininfarina tasarımlarının genel karakterini tanımlarken yanılmamışıtır. Otomotiv sektöründe sağladığı başarı, edindiği isim ve tasarım anlayışıyla bir marka haline gelen firma, başka sektörlerdeki firmaları da etkilemiştir. Günümüzde, çok bilinen yönü olan otomobil tasarımı dışında, mutfak tasarımından, gemi, telefon ve golf sopasına kadar pek çok ürünün tasarımını yapmaktadır. Bu gelişim özellikle 1986'da günlük hayatımız çevreleyen nesnelerin tasarımını yapan Pininfarina Extra'nın yapılandırılmasıyla başlamış o zamandan bu zamana pek çok farklı daldaki firmayla çalışlmıştır. Bunlardan bir tanesi, bir mutfak mobilyası tasarım firması olan Sinaidero. Pininfarina gibi, köklü bir geçmişe sahip olan İtalyan firma, daha önceki beraber çalışmalarının ürünü olan "Ola" (1992)'dan sonra, geleceğin çizgilerini taşıyan "Akropolis" (2001) isimli mutfağın tasarımında yine İtalyan devi Pininfarina ile birlikte çalışmayı seçmiştir. Milano'daki Eurocucina fuarında sunulan "Akropolis" in dairesel formu ve sahip olduğu yumuşak hatlar, geleneksel İtalyan tasarımından taşıdığı izler ve aynı zamanda çağdaş tasarım anlayışını kullanmasıyla tam da Chuc Jordan'ın betimlediği Pininfarina karakteristiğini yansıtmaktadır.

Tasarlanan diğer önemli iki ürün ise, spor malzemeleri sektöründe bir lider olan Japon firma Muzino için bir golf sopası ve İtalyan firma Lavazza için bir kahve makinesidir. Bu iki ürün bambaşka sektörlere ait ürünler olsa da, Pininfarina onlara belli ortak özellikleriyle kendi damgasını vurmayı başarmıştır. Firma, araba üreticiliğinde edindiği ustalığı diğer sektörlere de aktarmıştır. Örneğin, sözü edilen kahve makinesi ve golf sopasını, araba sektöründen çok iyi bildiği rüzgar tüneli teknolojisiyle test etmiş, malzeme ve mühendislik olarak da yine araba tasarım ve üretiminde edindiği deneyimlerden yararlanmayı bilmiştir. Pininfarina'nın bunların dışında, masaya oturduğu pek çok ünlü firma ve imza attığı başarılı ürünler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: NIERI için "Rossa" koltuk (2001), SAMSUNG için SGH-N400 araç telefonu (2001), FILA için spor ayakkabısı (2001), NOBILI için "Palladio" armatür (2000), ROSSIGNOLANGE için "World Cup 130" paten (2002), COLOMBO için "Daytana" ve "Tang" kapı kolu (2001). Bugün, sadece otomobillerde değil başka pek çok endüstri tasarımında, imzasını görmekte olduğumuz Pininfarina ismi, onu yakaladığı ün ve sunduğu kaliteden tanıyan kullanıcıya bu sektörlerdeki ürünlerini de düşünmeden aldırtmaktadır. Geleneksel tasarım anlayışı, yılların deneyimi, ve kendine özgü felsefesiyle Pininfarina, başlı başına bir markadır.
 


Ana Sayfa | Tüm Dizaynlar | Haftanın Dizaynları | Dizayn Gönder | Tüm Haberler | Forum | Hakkında | Site Haritası | Reklam Verin | e-mail