|
Stabilimenti
Farina'dayken ailenin en küçüğü anlamına gelen "Pinin" lakabını
almıştı. 1930 yılında kendi firması S. A. Carrozeria Pinin
Farina'nın açılışını tüm otomobil çevrelerine duyuran bir dergide de
kendisinden Pinin olarak bahsedilecekti. Sonraki 30 yılda tüm
dünyaca kabul gören bir başarıya imza atacak Pinin Farina demek
İtalya'nın en iyi tasarımı demek olacaktı. Artık Pinin ve Farina
ayrılmaz iki kelimeydi. 1961 de aile soyadı ve firmanın ismi
Pininfarina olarak değiştirildi.
Firma geçen 40 yılda
sağlam adımlarla yoluna devam etti. Piyasadaki dalgalanmalardan
kolay etkilenen bir endüstriye hizmet etmeleri ve sorunlarla sık sık
yüzyüze gelen bir ülkede olmalarına rağmen dünyadaki en yakın
takipçilerinden her zaman uzak ara önde oldu. 72 yıllık sürede
2000'den fazla otomobile ve 1952'den beri de hemen hemen tüm
Ferrarilerin tasarımlarına imza attı. Bu başarının altında Batista
Farina'nın tecrübelerini modayla kurnazca birleştirebilmesi ile
ailesinin şirket geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olması yatar.
Giyim de olduğu gibi otomobillerde de moda her zaman tasarıma yön
vermiştir. Bilimsel araştırmaların etkisinin az olduğu 20 sonları ve
30 başlarında, kalitesiyle Londra, stiliyle de Paris, otomobil
modasını belirlemiştir. O dönemin modasına en uygun örnek
Bugatti'nin Atalantesi'dir. Pinin Farina'nın ilk tasarımları da bu
tarza öykünür. 1932 Hispano Suiza'sı ve Alfa Romeo 2300'ü Bugatti
çizgileri taşır. Ama bu dönem Fransız tasarımının gittikçe baroğa
kaymasıyla sona erer. Daha sade bir çizgi arayışına giren Farina'nın
cevabı streamlining olur. Lancia Astura, 1939 Alfa Romeo 8 C 2900
Sport Spider yeni eğiliminin meyveleri olur. Bu arada geleneksel
dikey radyotörü hassas bir değişiklikle yatay olarak kullanır ve bu
karoseri modasında yeni bir dönüm noktası olur.
Pinin Farina sayesindedir ki otomobil şasileri kamufile edilmesi
gereken mekanik parçalar olmaktan çıkmış üzerindeki deriye şekil
veren unsurlar olmuşlardır. Çamurluğu eklenti görüntüsünden kurtarıp
yan panellere entegre etmeyi başaran ilk karosericilerden biridir.
1947'ye gelindiğinde yumuşak hatlı çamurluksuz profil savaş sonrası
modernizminin sembolü haline gelmiştir. Bu yeni görünümün klasik
örneği ise Cisitalia 202 dir. Paris motor fuarında ilk
sergilenişinden 4 yıl sonra mimar Arthur Drexler tarafından Modern
Sanatlar Müzesindeki bir sergiye dahil edilmiş ve sanat objesi
olarak görülen ilk otomobil olarak oldukça takdir görmüştür. Pinin
Farina içinse bu otomobil uluslararası platformda yeni bir ün
sağlamış ve İtalyan tasarımının kralı ilan edilmiştir. En az
Cisitalia kadar ses getiren diğer otomobil Lancia Aurelia B20 nin
piyasaya sürülmesi ise Pinin Farina ve Enzo Ferrari nin ilk kez
masaya oturdukları 1951 yılına denk gelir. İki devin "evliliğimiz"
olarak adlandırdığı bu buluşmayla ilgili Pinin Farina şu detayları
aktarıyor:
"Yıl 1951 idi. Ferrari sağ kolu Carranoli aracılığıyla benimle
görüşmek istediğini ve Modena'ya gelmemi istediğini bildirdi. Bir an
bile duraksamadan büyük memnuniyet duyacağımı ancak ilk onun Turin'e
gelmesini istediğimi bildirdim. Amacım fabrikamı görmesini istemem
değildi aslında. İkimizde atımızdan düşürülmek istemiyorduk. Sonunda
ortada biryerde Tortora'da buluşmaya kadar verdik. Böylece atımızdan
düşürülmemiş dikkatlice inmiş olduk." Bu tarihi evliliğin ilk
meyvesi ise 1952 yılında 212 Inter Cabriolette oldu.
1954 yılında tanıtımı yapılan Lancia Aurelia B24, Sophia Loren gibi
limuzinlerini bırakıp bu lüks spor arabaları tercih eden Holywood
yıldızları kadar popüler oldu.
En az otomobillerinin görünümü kadar önemli başka bir konunun ise
geniş kapasiteli üretim olduğunun farkında olan Pinin Farina
meslektaşlarının pek çoğundan önce firmasını önemli bir otomobil
üreticisine dönüştürmeyi başarmıştır. Şirketini Grugliasco'ya
taşımış ve hemen Alfa Romeo Giuletto Spider'ın üretimine geçmiştir.
1955 yılında firmaya dahil olan Sergio Pininfarina'nın gözetiminde
bu popüler convertible'dan 27.000 adet üretilmiştir. Giuletta güzel
yumuşak hatlara sahipken, hemen ardından üzerinde çalışılmaya
başlanan Florida serisi keskin kenarları ve köşeleri otomobil
tasarımına geri getirmiştir. Bu lüks sedan eğilimi hacimlerden düz
yüzeylere çevirmiş bunun sonucunda Lancia Flaminia serisi sonraki 10
yılda uluslararası bir standart haline gelmiştir.
Firma tarihinin önemli bir dönüm noktasi ise Fransızların devi
Peugeot ile yapılan işbirliği oldu. Bu ortaklığın ilk ürünü olan 403
modeli tam 1.000.000 adet üretildi. Bu o zamanlar için inanılmaz bir
rakamdı. Önceleri sadece karoseri Fransa'ya gönderilmek üzere
üretilirken sonradan tüm otomobil Grugliasco da üretilmeye başlandı.
Mekanik parçaların montajı ve testlerin yapılması da bu üretim
sürecine dahildi.
Daha başka pek çok ülkelerin dev firmaları da Pininfarina ile
işbirliği içine girmiştir. Detroit'de Pininfarina çizgisi Nash'in
Ambassador'u ve Healey'iyle kendini göstermiş, sayılı
İtalyan-İngiliz işbirliklerinden olan Austin A40 I BMC piyasaya
sürmüştür. Almanların Volkswagen'inden Beetle üzerine bir çalışma
teklifi gelmişse de Pinin Farina düşüncelerine ters geldiği için
reddetmiştir. Kendisi durumu şöyle açıklar:
"Yerine getirmesi gereken fonksiyonlar düşünüldüğünde bu araç
daha farklı bir forma sahip olamazdı. Kişisel olarak tek bir
çizgisini bile değiştiremezdim."
Firma 1960 yılında 30
yaşını kutlarken, çoktan stil sahibi ama muhafazakar tasarım
anlayışıyla ün sahibi olmuştu. İki muhteşem Ferrari Testa Rossa ve
250 SWB bu muhafazakar tutuma ters olmakla beraber 50'lerin
sonlarında kimi prototipler çok daha cüretkar tasarlanmıştır. Örnek
olarak birkaç düzine hız rekoru kıran Fiat Abarth ve tekerleklerinin
ilginç yerleşiminden ismini alan X örnek verilebilir (önde 1, ortada
iki, yanda 2, arkada 1 tekerlek). Halefi olan Y ise nispeten daha
gelenekseldir. Bu iki ilginç araçtan ilki Pininfarina'nın
Cambaino'daki müzesinde, diğeri ise Reno'da Harrah'ın
kolleksiyonlarının bir parçası olarak görülebilir.
1960'ta daha da büyümüş olan şirket, Turin dışında Tasarım ve
Araştırma Merkezi'ni kurdu. Fransızların en önemli ödülü "Onur
Ödülünü" alışından bir yıl sonra ise Pinin Farina dünyaya gözlerini
kapadı. Şirketin başına oğlu Sergio geçerken damadı Renzo Carli de
fabrika müdürü oldu. Ferrari-Pininfarina evliliği meyvelerini
vermeye devam ederken orta sınıf gelir sahipleri Alfa Romeo Duetto
ve Fiat 124 Spider ile Ferrari stiline sahip olma şansını
yakaladılar. 1968 ise tüm dünyanın hayran olduğu sonradan Daytona
denilecek olan Ferrari 365 GTB/4 piyasaya sürüldü. 70'de sunulan
Modula ise sonraki 10 yılın kama stilinin (wedge fashion) habercisi
oldu.
Birebir modeller için kullanılanların ilklerinden olan rüzgar tüneli
1972'de Grugliaco'da kuruldu. Bu dev yapı Pininfarina'ya sektörde
önemli bir teknik avantaj sağladı. 70'lerde yaşanan petrol krizi
firmanın hızını hiç etkilemezken Lancia, Ferrari, Fiat işbirlikleri
devam etti. Lancia Monte Carlo, diğer bilinen adıyla Scorpion yarış
dünyasında zafere tasarım dünyasındaysa ödüle boğuldu. Ferrari 308
Gtb nin ardından 1979 yılında Fiat 124'ün 15 milyonuncu kopyası
üretiliyordu. 1980 lerde Pininfarina nın sürekli uzayan müşteriler
listesine Honda da eklendi.
1990'larda Ferrari F 35 ve 456 M'den Peugeot 406'ya durmak bilmeyen
tasarım serüveni devam ederken Çinli ortakları ile de bir minivan
piyasaya sürdüler. 360 Modena ise Ferrari Pininfarina işbirliğinin
163'üncü ürünü olarak yollardaydı. En eski ortak Fiat için yapılan
Fiat Coupe firma portföyüne yine bu yılarda eklenir. 1990 yılında
Türkiye'nin en büyük ticari araç üreticilerinden olan BMC
Pinininfarina ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. 1996 yılında bu
ortaklığın ürünü olan Profesyonel serisini piyasaya sürdü.
Ford'un İtalya merkezli tasarım stüdyosu Ghia'nın elinden 2000
yılında çıkan StreetKa'nın üstü açık modeline son şeklini veren ise
yine Pininfarina olmuştur.
Bir aile şirketi olan firma bugün 80'ine yaklaşmış olan oğlu Sergio
ve torunlarınca aynı azimle yönetilmektedir. Artık herkesce kabul
gören bir şey varsa o da Pininfarina'nın sadece İtalyan tasarımında
değil dünya otomobil tasarımında bir kilometre taşı olduğudur. Hatta
bu sektörün bu kadar önem kazanmasına ve bilinir olmasına en büyük
katkıyı sağlayanlardan biridir. Tüm dünya devleri tasarımlarının
kalitesinde hem fikirdir.
"Pininfarina'nın otomobilleri elegant, karakteri olan, ve rafine
tasarımlardır. Bir diriliği ve stili vardır. Pek çokları gibi
pırıltıları geçici değildir. Çıkan tüm işlerde mütevazilik,
samimiyet ve tutarlılık sezilir. Net ve yuvarlatılmış hatlar o kadar
çekicidir ki elinizi yüzeyler üzerinde gezdirmek istersiniz."
Chuck Jordan / G.M. Eski Başkan Yardımcısı
Chuc Jordan, Pininfarina tasarımlarının genel karakterini
tanımlarken yanılmamışıtır. Otomotiv sektöründe sağladığı başarı,
edindiği isim ve tasarım anlayışıyla bir marka haline gelen firma,
başka sektörlerdeki firmaları da etkilemiştir. Günümüzde, çok
bilinen yönü olan otomobil tasarımı dışında, mutfak tasarımından,
gemi, telefon ve golf sopasına kadar pek çok ürünün tasarımını
yapmaktadır. Bu gelişim özellikle 1986'da günlük hayatımız
çevreleyen nesnelerin tasarımını yapan Pininfarina Extra'nın
yapılandırılmasıyla başlamış o zamandan bu zamana pek çok farklı
daldaki firmayla çalışlmıştır. Bunlardan bir tanesi, bir mutfak
mobilyası tasarım firması olan Sinaidero. Pininfarina gibi, köklü
bir geçmişe sahip olan İtalyan firma, daha önceki beraber
çalışmalarının ürünü olan "Ola" (1992)'dan sonra, geleceğin
çizgilerini taşıyan "Akropolis" (2001) isimli mutfağın tasarımında
yine İtalyan devi Pininfarina ile birlikte çalışmayı seçmiştir.
Milano'daki Eurocucina fuarında sunulan "Akropolis" in dairesel
formu ve sahip olduğu yumuşak hatlar, geleneksel İtalyan
tasarımından taşıdığı izler ve aynı zamanda çağdaş tasarım
anlayışını kullanmasıyla tam da Chuc Jordan'ın betimlediği
Pininfarina karakteristiğini yansıtmaktadır.
Tasarlanan diğer önemli iki ürün ise, spor malzemeleri sektöründe
bir lider olan Japon firma Muzino için bir golf sopası ve İtalyan
firma Lavazza için bir kahve makinesidir. Bu iki ürün bambaşka
sektörlere ait ürünler olsa da, Pininfarina onlara belli ortak
özellikleriyle kendi damgasını vurmayı başarmıştır. Firma, araba
üreticiliğinde edindiği ustalığı diğer sektörlere de aktarmıştır.
Örneğin, sözü edilen kahve makinesi ve golf sopasını, araba
sektöründen çok iyi bildiği rüzgar tüneli teknolojisiyle test etmiş,
malzeme ve mühendislik olarak da yine araba tasarım ve üretiminde
edindiği deneyimlerden yararlanmayı bilmiştir. Pininfarina'nın
bunların dışında, masaya oturduğu pek çok ünlü firma ve imza attığı
başarılı ürünler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şunlardır: NIERI
için "Rossa" koltuk (2001), SAMSUNG için SGH-N400 araç telefonu
(2001), FILA için spor ayakkabısı (2001), NOBILI için "Palladio"
armatür (2000), ROSSIGNOLANGE için "World Cup 130" paten (2002),
COLOMBO için "Daytana" ve "Tang" kapı kolu (2001). Bugün, sadece
otomobillerde değil başka pek çok endüstri tasarımında, imzasını
görmekte olduğumuz Pininfarina ismi, onu yakaladığı ün ve sunduğu
kaliteden tanıyan kullanıcıya bu sektörlerdeki ürünlerini de
düşünmeden aldırtmaktadır. Geleneksel tasarım anlayışı, yılların
deneyimi, ve kendine özgü felsefesiyle Pininfarina, başlı başına bir
markadır.
|