Tanıtım

30 Haziran 2005 | ARABAM.COM

Fotoğrafı büyütmek için tıklayın

'Mini'k efsane

 

Cüssesine bakıp aldanmayın... O, heybetli ve bir o kadar da gösterişli otomobillerin popüler olduğu '60'lı yıllara damgasını vurmuştu.

 

Alec Issigonis yarattığı küçük aile otomobilini kamuoyuna sunduğunda bir devrimin fitilini ateşlediğinin farkında değildi. O minik otomobil mütevazi boyutlarına rağmen beklenmedik iç hacmi ve teknik özellikleriyle kısa sürede pek çok otomobilseverin rüyalarını süslemeye başladı.


‘59 yılında yollara çıktığı gün böylesine büyük bir başarıya ulaşacağı tahmin bile edilemiyordu. Aradan geçen kırk yılı aşkın süre sonunda dünyanın gelmiş geçmiş en popüler otomobillerinden birisi oldu.


Mini’nin satış grafiği hiç kuşkusuz ralli parkurlarındaki başarısıyla şaha kalktı. Otomobil alışılmışın dışında başarılara imza attı. ‘60’lı yıllarda ufak tefek yapısına, sınırlı motor gücüne rağmen, kendisinden daha güçlü araçlara toz yutturdu.

Mini’nin diğer üreticilerce en çok örnek alınan yeniliklerinden birisi devrim niteliğindeki aktarma sistemiydi. Dönemin çağdaş araçlarının çoğunda motor öndeydi, arkadan itiş kullanılıyordu. Uzunlamasına konumlandırılan motor, üzerine monte edilmiş şanzıman ile gücü tekerleklere aktarıyordu. Bir kaç Fransız otomobili haricinde önden çekiş sistemine sahip bir araca rastlamak güçtü... Issigonis ise farkını hemen ortaya koydu. Mini’de çapraz yerleştirilmiş 4 silindirli bir motor kullanıldı. Motorun altına yerleştirilen şanzıman sistemi, gücü ön tekerleklere iletmekle yükümlüydü. Bu hem performans, hem tasarım hem de daha fazla iç hacim adına oldukça başarılı bir düzenlemeydi.


Issigonis’in mahareti sadece motorla sınırlı kalmadı. Tam bağımsız süspansiyon sistemi bu farklılığın bir başka kanıtıydı. Dönemin çoğu aracında yaprak ya da spiral yaylar kullanılırken Mini’de kauçuk koniler tercih edilmişti. Bu düzenek ile geleneksel araçlardan ayrılan Mini, iç hacimde de avantaj kazandı. Issigonis aslında amortisör sisteminde likit bir düzenek kurmayı düşünüyordu. Ancak ’64 senesinde uygulanan bu yeni sistem oldukça başarılı olmasına rağmen yüksek üretim maliyetleri ve bir takım teknik uyumsuzluklar sebebiyle rafa kaldırıldı ve kauçuk formuna geri dönüldü.


Üç metrenin biraz üzerinde olan uzunluğuna rağmen Mini, dört yetişkinin rahatlıkla seyahat edebilmesine imkan tanıyacak kadar geniş bir iç hacim sunuyordu. Bu konfor, yenilikçi aktarma düzeneği ve tekerleklerin şasi üzerindeki konumları sayesinde elde edilmiş bir başarıydı. Sürüş pozisyonu oldukça dik tasarlanmıştı ve neredeyse yatay olarak konumlandırılan direksiyon simidi ile araç içindeki hacmin en verimli şekilde kullanılması kurgulanmıştı. Arka koltuklara geçiş, yatırılabilen ön koltuklarla sağlanıyordu. Mini’nin hem iç hem de dış tasarımının en ince ayrıntıları bile tamamen rasyonel verimlilik çerçevesinde düşünülmüştü. Mini’nin gövde tasarımı ve teknik özellikleri Issigonis’i tam anlamıyla tatmin etmese de gene de ortaya çıkan sonuç ‘başarı’ya eşdeğerdi.


Mini, bir Austin ve Morris işbirliği olan BMC firması için tasarlanmıştı. Banttan ilk inen araçlar hem Austin hem de Morris fabrikalarında üretiliyordu. Marka logosu haricinde her iki fabrikadan çıkan otomobiller de tıpatıp aynıydı. 1961 yılında ‘Wolsely Hornet’ ve ‘Riley Elf’ isminde iki yeni model daha üretilmeye başlandı. Her ikisi de makyajlı ön tasarımları ve uzatılmış, sedanvari arka bölümleriyle dikkat çekiyordu. Riley daha yüksek bir etiket taşıyordu ve markanın ‘lüks’ yönünü temsil ediyordu. Hepsinde de 848 cc hacminde, 34 HP güç üreten dört silindirli “A serisi” motorlar kullanılıyordu. Uygun fiyatı, çekici tasarımı ve albenisine rağmen Mini, piyasada kendini kabul ettirebilmek için bayağı uğraştı...


Hafif yapısı, sağlam süspansiyonları ve kendine has tekerlek konumlandırmasıyla Mini’nin yol tutuşu mükemmel olarak nitelendiriliyordu. Ancak firma daha güçlü bir versiyon yaratmanın peşindeydi. Dönemin Formula 1 dünyasından tanıdık ismi John Cooper otomobilin dört silindirli motorunda yaptığı değişikliklerle 1961 yılında ‘Mini Cooper’ efsanesini başlattı. Cooper, baz modelden daha geniş hacimli bir motorla donatılmıştı. İki adet SU karbüratör ile nefes alan motor 55 HP’lik güç çıkışına sahipti. Performansın daha da artmasına yönelik olarak öndeki tambur frenler disk olanlarla değiştirildi. Bu oldukça cesur bir hamleydi, zira Ferrari bile bu fren sistemini GT araçlarında henüz kullanmıştı. 679 Sterlin’lik etiketiyle bir anda müşterileri çekmeye başlayan Cooper, BMC firması kurmaylarına ‘buna değermiş’ dedirtmeyi başardı.


Mini bu gelişmeler doğrultusunda otomotiv endüstrisini baş aşağıya çevirdi ve takvimler ’63 senesini gösterdiğinde artık parkurlarda boy göstermenin zamanı gelmişti... Bu amaçla John Cooper, daha hacimli ve güçlü bir motora sahip olan ‘Cooper S’ için kolları sıvadı. ‘S serisi’ olarak tanımlanan motor, A serisinin modifiye edilmiş bir versiyonuydu. Böylece 100 HP’ye yakın bir güç elde edilmiş oluyordu.


Mini’nin başarı öyküsü yarışlarda de tam gaz devam ediyordu. Gerek ulusal, gerekse uluslararası organizasyonlarda birçok başarıya imza atan Cooper efsane olma yolunda sağlam adımlar atıyordu. Monte Carlo Rallisi ve İngiltere RAC Rallisi gibi müsabakalar Cooper’in zafer kazandığı yarışlardan sadece bir kaçıydı...


Farklı yarış kategorilerine uyum gösterebilmesi için 1964 yılında Cooper S’in iki yeni versiyonu daha yaratıldı. ‘Cooper 970 S’ adı verilen ilk örnek 1000 adet üretildi. ‘Cooper 1275 S’ ise orijinal 1071 S’in yerini almıştı. Bu model özellikle 1300 cc altındaki otomobillerin yarıştığı müsabakalar için üretilmişti. Otomobil, verilen emeklerin karşılığını fazlasıyla geri veriyordu. 1971 yılında üretimi durdurulana dek sayısız başarıya ve yüksek satış rakamlarına ulaştı.


Mini markasının bir ‘kült’ olmasındaki etkenlerden biri de ‘Beatles’ topluluğu da dahil olmak üzere birçok sanatçı, aktör ve müzisyenin favori otomobillerinden olması olarak gösterilebilir. Efsanevi yaşam öyküsüyle 40 yılı aşkın süredir podyumda kalan bir otomobil Mini... Bu otomobili belki de en iyi anlatan cümle, İngiliz otomotiv kültürü dergisi ‘Classic and Sportscar’ın kullandığı manşetlerden birisi: “Mini, Yüzyılın Otomobili”...
 


Ana Sayfa | Tüm Dizaynlar | Haftanın Dizaynları | Dizayn Gönder | Tüm Haberler | Forum | Hakkında | Site Haritası | Reklam Verin | e-mail