|
Peugeot-Citroen Grubu'nun (PSA) yeni
tasarım merkezinde, hem Citroen, hem de Peugeot markalarının
tasarımcıları birarada çalışıyor. Ancak birbirlerini sadece lokantada
görebiliyorlar...
Fransa'nın başkenti Paris'in merkezinden
yaklaşık 15 dakika uzaklıkta bir bina... Aslında ona bina demekten
çok, karada yüzen yolcu gemisi! Zira tasarımı çok benziyor. Burası,
27 ayda biten ve 130 milyon euro'ya malolan PSA Tasarım Merkezi.
Yani Peugeot ve Citroen araçların yaratıldığı yer...
Binaya ADN yani Türkçesiyle "Otomotiv Tasarım Merkezi" denilmiş.
Ancak ADN, aynı zamanda Fransızca'da DNA'nın kısaltması. Eh, burayı
da bir tür "genetik araştırma merkezi" gibi nitelemek de olası. Zira
burada aynı genleri taşıyan, farklı markalarda ve karakterlerde
araçlar geliştirilecek. Aynı platformu, parçaları taşıyacaklar,
ancak Peugeot ve Citroen markalarının kimliklerini yansıtan
karakterleri olacak.
Tek ortak yer lokanta!
70 bin metrekarelik binanın ilk başta "fazla" olduğunu
düşünebilirsiniz. Nitekim, bazı markaların Avrupa'daki tasarım
merkezlerinin daha küçük olduğunu söyleyebilirim. Ancak tek çatı
altında iki markadan söz ediyoruz. Üstelik bu binada, her marka için
herşeyden neredeyse "ikişer" tane düşünülmüş.
Mesela, binanın orta katı, tamamen Peugeot'ya ait. Burada Peugeot
tasarımcıları ve mühendisleri çalışıyor. Toplantı odaları, iç
döşemelerin seçildiği, iç mekanların şekillendirildiği bölümler,
maket bölümü, üç boyutlu tasarım ve mühendislik bölümleri ve teras
var. Aynıları, bir üst katta, Citroen için de yapılmış.
İşte, en önemli ayrıntı burada! 20 ülkeden, 1100 kişinin çalıştığı
binada, Citroen ve Peugeot çalışanlarının karşılıklı olarak diğer
markanın bölümlerine "girmeleri" yasak! Zaten isteseler de çok zor.
Her iki marka da, binada ayrı katlara ve tam ters yönlere
yerleştirilmiş. Tabii ki ayrı asansörleri kullanıyorlar. Asansörlere
özel kartlarla binilebiliyor. Dolayısıyla kartlar da, ona göre
ayarlı. Sadece yönetim kurulu üyeleri dışında!.. Bunun amacı da, her
iki markanın, karşılıklı olarak etkilenmelerini, belki de "kopya
çekmelerini" önlemek... Tek ortak alanları ise lokanta ve bina giriş
kapıları...
Günışığında nasıl duruyor?
Şimdi gelelim "genetik" olayına... PSA Grubu, her iki markanın,
benzer sınıftaki modelleri için aynı platformları kullanıyor. Bu,
zaten tüm üreticilerin, maliyetleri kontrol amacıyla uyguladığı bir
yol. Platform nedir derseniz, aracın kasasının üzerine oturduğu
şasiden tutun da, klima, motor, direksiyon kutusu, egzost, benzin
deposu, yürüyen aksam gibi otomobilin neredeyse yüzde 60'ını
oluşturan tüm parçalar denebilir...
İşte bu ortak parçaları, marka kimliğini bozmadan kullanmak da, her
iki markanın mühendislerinin işi. Kullanıcıların pek farkında
olmadığı bu ortaklık için mühendis ve tasarımcılar, "genetikçi" gibi
çalışıyorlar. Çok küçük bir örnek: Peugeot'nun yeni piyasaya çıkacak
1007'sinin kaputu bile, aslında Citroen C2'ninki ile aynı!
Bu arada, binayı gezerken, başka ipuçları da öğrendik. Mesela,
aracın bilgisayarda çizilip, önce köpükten (hani şu kutularda
kullanılandan), sonra da robot marifetiyle, kilden (çamur deniliyor)
birebir maketinin yapıldığını... "Yolda nasıl duruyor?" diye bu
maketin deneme pistine çıkarıldığını (ki üzerinde mekanik aksam da
bulunuyor), çeşitli ışıklarda (özellikle de günışığında) nasıl
göründüğünü görmek için de, binadaki teraslara çıkarıldığını ve
döner platformlara konulduğunu...
Yine öğrendiğimiz ve gördüğümüze göre 500 m2'lik Sanal
Gerçeklik Merkezi'nde araçların gerçek boyutlarda prototipleri
yapılmadan önce, üç boyutlu ekranlarda tüm gelişimleri tamamlanıyor.
Burada üç bölüm var. İlkinde tüm dış tasarımı ve teknik altyapısı
şekillendiriliyor. İkincisinde (buraya 'mağara' diyorlar) aracın iç
mekanı, kullanışlılığı gibi faktörler deneniyor. Üç boyutlu özel
gözlük, bilgisayar ve özel bir aletle, ekranların üzerinde
mühendisler gerçek bir aracın içindeki tüm fonksiyonları
deneyebiliyor ve ona göre karar veriyorlar. Sonuncusunda ise tüm
mekanik parçalara son şekilleri veriliyor.
|